Dilin Kadar Varsın

Adamın biri babadan yadigâr antik ipek bir halısı varmış. Satmaya karar vermiş. Ona göstermiş buna göstermiş, ama kimse talip olmamış. Sonunda zengin birini bulmuş ve ona götürmüş.

Zengin halıya bir bakmış ve sormuş, kaç para? Adam cevap vermiş 100 altın. Zengin tereddüt etmeden tamam demiş ve çıkartıp 100 altın vermiş.

Sinsi insan tipinin on özelliği

Böyle sinsi insanlar var mı çevrenizde?

1. Tanımadıkları/yeni tanıştıkları insanlara önce güler yüzlü ve son derece sıcakkanlı kibar yaklaşırlar. hemen dostluk kurabilirler, genel ahlak ve toplumsal normları hatmetmişlerdir, nerede nasıl davranacaklarını iyi bilirler.

2. Zor sinirlenirler, yüzlerinde her zaman saçma bir sırıtış mevcuttur, bunu silah olarak kullanmayı iyi bilirler.
3. Dini/siyasi konulara girmezler, girseler de renklerini belli etmezler, nabza göre şerbet verirler, bunun adına da “politik olmak” derler.

Süt tozu yardımının hikayesi

Sene 1948…
İkinci dünya savaşı sona ermiş, ABD kesenin ağzını açmış, ekonomisi çöküntüye giren ülkeleri Sovyetler'e kaptırmamak için Marshall planını devreye sokmuştu. Türkiye dahil 16 Avrupa ülkesine hibe şeklinde gönderilen yardımların en önemli kalemi süt tozu'ydu.
*

Baş Ağrısı

Zengin yaşlı bir adam bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır, İlaç alır, geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrının sebebini anlayamaz sadece ağrı kesiciler verip, gider. Fakat adamın baş ağrısı geçeceğine daha da artarak sürer. Baş ağrısının yanında gözleri de yaşarmaya baslar. Başka doktorlar çağrılır. Adam ağrıyı kesene servet vaat eder. Ama

Ama doktorların hiçbiri ağrıyı kesemediği gibi sebebini de bulamaz.

Afganistan’ın LİTHİUM ile imtihanı...

Yıllar önce İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Digital Elektronik dersi alıyordum. Hoca derste demişti ki: Bir gün gelecek Katot tüplü televizyonlar yok olacak, yerine resim tablosu gibi inceleri gelecek. Duvara resim asar gibi TV asacağız ve ekledi: “Şu an bu teknoloji mevcut fakat piyasaya sürmüyorlar. Katot tüplü arkaları uzun TV’leri ve bilgisayar ekranlarını satabildikleri kadar satacaklar. Piyasa doyuma ulaşınca ve TV üreten şirketler yeterince kazandıklarına emin olduklarında piyasaya yenileri gelecek. Fakat onlar piyasaya sürüldüğünde onu değiştirecek yeni teknoloji de hazır olacak.

ENDİŞE BİTTİĞİNDE SAĞLIK BİR ANDA DÜZELİR..

Eğer sürekli hastalık yada nefret, kızgınlık ve olumsuzluk düşünceleri taşırsanız, bedeniniz bu düşünceleri fiziksel boyuta dönüştürecektir. Endişe, nefretten sonra insanın kendisine ölümcül zarar verdiği en kötü zihin aktivitesidir…

Endişe, nefret, korku, anksiyete, acı çekme, sabırsızlık, hırs, tamah, anlayışsızlık, yargılama ve suçlama gibi ürünleriyle birlikte bedene, hücresel boyutta saldırır. Bu koşullarda sağlıklı bedene sahi…p olmak imkansızdır.

Baskı ve Yönlendirmelere Dikkat!

Bilin ama yapmayın sözü vardır.Bilin, çünkü kendinize yapıldığında uyanık olun, yapmayın çünkü doğru değildir, şeklinde anlaşılır. Bunlardan biri de insanları ruhî bunalımlara, strese sokarak yönlendirme veya kandırma davranışıdır.

Ünlü Ressam ve Çocuk

Paris’in büyük bir resim galerisinin girişinde gördüğü tabloyu çok beğenen bir çocuk, kumbarasında o güne değin biriktirdiği tüm parasını getirdi ve bu resmi satın almak istediğini söyledi.

Galeri sahibi, çocuğun bu isteği karşısında gülmemek için kendini zor tuttu. Fakat henüz 12-13 yaşlarında olduğu anlaşılan çocuğu kırmak da istemedi.

"Bu resim, ülkemizin çok ünlü ressamlarından birine aittir" dedi. "Bilmem bunu biliyor muydunuz?"

Çocuk, ressamı umursamadığını söyledi:

Terayağı hazırlayan yaşlı adam

Kıssadan Hisse...

Yaşlı kadın evde tereyağı yapıyordu kocası ise her gün yakınlarındaki bakkala götürüp tereyağını satıyor onunla geçiniyorlardı. Bakkal adamın getirdiği tereyağını hiç tartmıyordu.Ancak bir gün acaba dedi.

Adam gittikten sonra tereyağını tartıya koydu, 900 gram olduğunu görünce çok öfkelendi ve yarın geldiğinde bunun hesabını sorar bir daha da ondan alışveriş yapmam dedi.

Ertesi sabah yaşlı adam elinde tereyağı içeriye girdi, bakkal sert bakışlarıyla bir daha senden tereyağı almayacağım dedi. Yaşlı adam üzülerek efendim bir yanlışım mı oldu dedi.

“BABAN GELİRSE BENİ HEMEN ÇAĞIR HA..!”

Balıkesir’de Ali Şuuri İlkokulu karşısındaki boşlukta, eski ayakkabı tamircisi, kır, pala bıyıklı bir ihtiyar olan Cevdet (Alkalp) dede vardı. Bir akşamüstü konu Çanakkale’ye gelince ağlamaya başladı. Ve devam etti:

“Rahmetli babam, Hafız Ali Çanakkale’de kaldığında, anamın karnında yedi aylıkmışım. Onu hiç tanımadım. Bir fotoğrafı bile yoktu. O günler çok zor günlerdi. Seferberliğin sıkıntıları, kuvayı milliye zamanı, işgal yılları, kurtuluş, yokluk, sıkıntı… Çocukluğumuz hep ekmek peşinde, sıkıntıyla geçti.